Social Icons

Pages

3 Temmuz 2012 Salı

Peeling Yapalım


Cildimizi ölü derilerden arındıran, toz ve kirlerin yaşlandırıcı etkisine dur diyen ve cildimize hakkettiği değeri veren bir peeling hazırlamaya ne dersiniz? Evet hanımlar biz her şeye değeriz ve bizim güzelliğimiz bakımlı olmanın kurallarını bilmekten geçiyor. Sizler için bakımlı kadının sırrını sunuyoruz ;)

Peeling Nasıl Yapılır

Bitkisel Seçim
Cildin üst yüzeyindeki ölü deri tabakasını soymaya odaklı yöntemlerden ilki A, C ve E vitaminleri içeren bazı bitki ekstreleri ile uygulanan bitkisel peeling yöntemi. Aşırı hassas ciltler haricinde tüm cilt tiplerine rahatlıkla uygulanabilecek olan yöntem, belirginleşmeye yüz tutmuş çizgilerin giderilmesine ve yüz ovalinin toparlanmasına yardımcı oluyor.
Sitrik asit, retinol gibi güçlü içerikleri barındıran peeling, cilt tipine ve ihtiyacına göre haftada bir kez uygulatılarak istenilen sonucu veriyor.
Alüminyum Tozları İş Başında
Yüzdeki sivilce ve yaşlılıktan güneş lekelerine kadar her türlü leke problemi ve geniş gözenekler üzerinde ciddi etkileri olan mikrodermabrazyon yönteminde alüminyum tozları önemli rol oynuyor.
Cilt iyice temizlendikten sonra, hafif vakum ile alüminyum tozları cilde sürülüyor ve 15-20 dakika bekletiliyor.
Dermabrazyon ve kimyasal peelingden daha yumuşak olan bu işlem sonrasında ciltte geçici bir süre hafif kızarıklık olsa da, uygulamanın etkin kılınması cilt bakımı ile kombinlemekten ve düzenli olarak tekrarlamaktan geçiyor.
Lazerli Gençlik
Amaç cilt gençleştirme olduğunda yaşla birlikte azalmış olan kolajen ve elastin sentezi lazer peeling yöntemi ile önemli seviyede tetiklenebiliyor. Yani yöntemin uygulanabildiği bölgelerde (yüz, dekolte ve el üstü) kolajen ve elastin üretimi arttığından yenilenme oranı da artabiliyor. Fakat dikkat edilmesi gereken en önemli konu uygulama öncesinde ve sonrasında cildin güneşe karşı hassasiyetinin artacağı.
(Sadece güneşe değil, iç mekan aydınlatmalarına da dikkat!) Uygulatacağınız yöntemi tercih etmeden önce bir süre sonra cildinizde kızarıklıkların ve kabuklanmaların olacağını aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız.
Lazer peeling ile ilgili yapılabilecek en doğru şey karar aşamasında dermatoloğunuza görünmek ve cildinizin ihtiyaçlarını tespit etmek olacak. Başarılı sonuçlar almak için ise sizin için uygun görülen programa disiplinli bir şekilde uymanız gerekiyor.

Her 8 saniyede 1 kurban

Sakarya Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi'nde görevli Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, 8 saniyede 1 kişinin sigaraya bağlı hastalıklardan dolayı öldüğünü söyledi.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı'nca “Herkes İçin Sağlık” projesi kapsamında Adapazarı Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen “Kalp Krizi Nedenleri ve Önleme Yöntemleri” konferansında konuşan Gündüz, sigaranın insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.
"ÖNLENEBİLİR ÖLÜM NEDENİDİR"

Gündüz, sigara nedeniyle çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ifade ederek, “Sigara önlenebilir ölüm nedenidir. Her sekiz saniyede bir kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Sigara içenlerin yarısı sigaraya bağlı hastalıklar sebebiyle erken yaşta ölüyor” dedi.

Beslenme alışkanlığının da hastalıklar üzerinde etkisi olduğuna işaret eden Gündüz, iyi ve dikkatli beslenilmesi durumunda hem kolesterol hem tansiyon hem de fazla kilo alımının engellenebileceğini söyledi.

Cilt Lekelerine Doğal Mucizelerle Son


Cilt lekeleri canımızı sıkabilir özellikle yaz aylarında güneşin etkisiyle biraz daha artan bu lekelerden kurtulmak için doğanın mucizelerinden faydalanmaya ne dersiniz? Evet doğanın bize sunduğu nimetlerden biri olan aşk otu biz kadınları güzelleştirmek için bekliyor.

Aşk Otu ile Cilt Lekelerine Veda Edin
Aşk Otu :
Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı, yüzdeki lekeleri yok eder.
Ciltteki Lekeleri ve Çilleri Gidermeye Yardımcı Maddeler
Yulaf Ezmesi
Yoğurt
Çilek
Çay Ağacı Yağı
Asilbent Tentürü (Benzoin)
Cildi Beyazlatmak İçin Doğal Krem
Bir adet misket limonunu sıkarak suyunu çıkarın ve içine iki çorba kaşığı bal ile 60 gram sade yoğurt ekleyip iyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı lekeli bölgelere nazik bir şekilde masaj yaparak yedirin. Yarım saat bekledikten sonra teninizi bol ılık su ile durulayın. Bu karışımı haftada bir kez uygulamak yaşlanmış ciltte oluşan lekelenmeleri veya güneşin zararlı ışınlarından dolayı göğüs bölgesinde oluşan lekeleri gidermek için kullanabilirsiniz. * 1 misket limonunun suyunu, 2 çorba kaşığı balı ve 60gr. sade yoğurdukarıştırın. Her bir noktaya hassas şekilde masaj yaparak uygulayın. Ancak masajı hafifçe ve tahriiş etmeden yapmaya dikkat edin. Bu karışımı haftada ya da 2 haftada bir kez uygulayabilirsiniz.
Cildi Beyazlatmak ve Lekeleri Gidermek İçin Pirinç Suyu
Bir çay bardağı pirinci iki çay bardağı suyun içinde en az 3-4 saat bekletin ve suyunu süzün. Bu su ile cildinizi güzelce silin. Günde bir defa bu pirinç suyu ile cildinizi silerseniz on gün içinde cildinizin berraklaştığını, renginin açıldığını göreceksiniz. Not: Bir seferde hazırladığınız pirinç suyunu iki gün kullanabilirsiniz.
Cilt lekelerinin giderilmesinde uyğulanan Doğal tedavi yöntemlerinden gerçekten işe yarayanlar ve kullanımının diğerlerine oranla daha fazla olanlarını birarada toplayıp sizlerle paylaşmak istedim.
Tariflerin etkileri cilt tipine göre farklılıklar göstermektedir.
Cilt sorunlarınız için öncelikle Doktora başvurmanız gerektiğini bir kez daha hatırlatalım.
Elma Sirkesi :
Aynı miktarlarda Su ve Elma sirkesi ni bir kapda kaynatın, daha sonra bu karışım ile yüzünüze buhar banyosu yapın.
Ayrıca gene aynı miktarlarda Su ve Elma sirkesi ile yüzünüzü 3-4 günde bir silerek de cilt lekelerinizden kurtulabilirsiniz.
Anason Tohumu :
Anason tohumları bir kaba konarak üstünü kapatıncaya kadar su eklenir ve kaynatılır. Tohumlar süzülerek atılır ve elde edilen su soğuduktan sonra cilde masaj yapılarak sürülmesi halinde cilt lekelerinin önlenmesi ve canlılık kazanması sağlanır.
Arpa Unu :
Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür ve 2 saat süresince bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeler yok olur.
Biberiye :
Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklık ları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.
Maske :
Haftada bir gün bir tatlı kaşığı süzme yoğurt ve bir çay kaşığı karbonatı karıştırın. Cildinizde bir saat bekletip ovarak çıkarın. Bir çorba kaşığı eşit miktarda mısır unu , ıslatılmış kil, el kremi ve suyu karıştırın ve cildinize sürün. 5 dakika ovarak peeling yapın.
Bu, cildinizdeki ölü deriyi çıkarır ve porselen gibi cilde sahip olursunuz
Kudretnarı :
Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu – sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır.
Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.
Kayınağacı :
Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir.
Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Bilgisayarınızı Temizle Hızlansın

Advanced SystemCare Free 5.3.0.246



Ücretsiz
Boyut:25.8 MB
Dil:Türkçe
Kısıtlama:Yok
Üretici:IObit
Güncelleme Tarihi:01-06-2012
Ekleyen:MyDt
İşletim Sistemi:Windows 2000/2003/XP/Vista


Bilgisayarınız için artık yavaşlama, donma ve çökme sorunları bitti. Windows'unuzu 1 tıklamayla tamir edin ve koruyun. Advanced SystemCare (eski adıyla Advanced WindowsCare Personal), diğer araçlar gibi sadece kayıt defteri temizliği yapmaz. Sisteminizi doğrudan inceler ve sorun çıkaran engellerin tamamını düzeltir. Novel sistem teknolojisi sayesinde Advanced SystemCare, bilgisayarınızın daha hızlı, daha istikrarlı olmasını sağlar.

Faydaları :
Sadece 1 klik



  • Tüm işi 1 klikle bitirir.






  • Sisteminizi, 1 dakikada tarar ve problemleri düzeltir.

    PC'niz için 360° koruma






  • Güncel tanımlamalarla, bilgisayarınızı casus yazılımlara ve reklam yazılımlarına karşı tarar ve saptadıklarını siler.






  • Casus yazılımların, kötü web site içeriklerinin bilgisayarınıza yüklenmesini engeller.






  • Bilgisayarınızda yaptığınız tüm aktivitelerin günlüklerini siler.

    Bilgisayarınızı %100 tamir eder ve korur






  • Geçersiz kayıt defteri girişlerini tarar ve düzeltir.






  • Hatalı otomatik başlangıç nesnelerini saptar ve devredışı bırakır.






  • Sistem konfigürasyonunu tamir eder, sistemin geç açılmasını ve sistem çökmelerini engeller.

    PC performansını 3 kata kadar çıkarır






  • Windows'un kullanmadığı gereksiz dosyaları tarar ve siler.






  • Windows'u optimize ederek, internet hızını arttırır ve Windows'un gücünü kaybetmesini önler.

    Yenilikler
    + Yeni bir kayıt defteri düzenleyicisi eklendi.
    + Kullanıcı arabirimi güçlendirildi.
    + Dil paketi güçlendirildi.
    * Windows Vista'daki GUI hataları giderildi.
    * Genel hatalar giderildi.

    Editörün Notu : Advanced SystemCare Personal, birçok Windows optimizasyon aracını barındırmasının yanı sıra ücretsiz ve kolay kullanımı ile dikkat çekiyor. Windows'un tüm sorunlarını çözüyor. Doğabilecek sorunlara karşı yaptığı her işlemden önce, sistemde çok az yer kaplayan bir yedek alıyor. Programın eksi özellikleri ise, sistem problemlerinin açıklaması tatmin edici değil ve yardım dosyasının geniş olduğunu da söyleyemeyiz. Sonuç olarak, sisteminiz çok yavaşlamışsa ve Windows'u yeniden kurmayı düşünüyorsanız, önce bu ücretsiz programı denemenizi tavsiye ediyoruz.




  • Doğal yöntemle saç rengi



    saç, saç rengi, doğal yöntemle saç rengi, doğal yolla renk, doğal olarak saç rengi elde etme, saç renkleri, saç bakımı, parlak saç renkleri, evde kolay yapılan saç boyası.
    < style="border-bottom-color: rgb(204, 204, 204); border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px; font-family: Verdana, 'BitStream vera Sans'; font-size: 16px; margin: 10px 0px 0px; padding: 0px 5px 3px;">
    Muhteşem kızıl saçlar için kına
    Saçlarınızın kızıl görünümü için kolay yöntemlerle elde etmeniz mümkün. Bunun için uygulayacağınız kına bakımıyla mümkün.
    Öncelikle kınayı alışkan hamur haline getirin. Daha sonra saçınıza sürün; saçınızı bir naylon yardımıyla daha sonrada bir havluyla sarın. İki veya üç saat saçınızı böyle tutun. Muhteşem bir kızıl rengi elde edeceksiniz. Saçınızın rengini kehribar rengi olmasını istiyorsanız, saçınıza uyguladığınız kınadan sonra demli çay ile yıkayın. Uzun yıllar hasretini yaratığınız kızıl saçlara kavuşabilirsiniz.

    Siyah saçlar için saç bakımı adaçayı
    Saç bakımı siyah saçlar için zordur. Nedenine gelince; siyah saçlar kepek ve saç ağarmalarından kaynaklanan problemler nedeniyle bakımı sorunlar yaşanır. Ancak vereceğimiz adaçayı bakımıyla saçlarınızı uzun yıllar güven içinde kullanabilirsiniz.
    Öncelikle karışım için siyah çay ve adaçayı temin etmelisiniz. İlk olarak iki çorba kaşığı siyah çayı ve bir çorba kaşığı adaçayını kaynatın. Yarım saat kadar bekledikten sonra saçınıza sürün. Bu işlemi 2 ay boyunca her gün uygulamalısınız. Her yıkamadan sonra güven rahatlığı içinde kullanabilirsiniz. Bu karışım sayesinde zamanla saç ağarmasını geciktiren bir karışımdır.

    Sarı saçlar için papatya saç maskesi
    Soğuk havalar ile başlayan mat görünüm sarışınlar için ilk etapta göze çarpan problemlerin başında gelir. Bu mat görünümden kurtulmak için papatya saç maskesi ideal saç bakım maskesidir.
    Bunun için ilk yapmanız gereken hazır olarak alacağınız kuru papatya iyi bir çözümdür. 100 gram papatyayı kaynar suya dökün ve 40 dakika bekleyin. İyice demlenmesine dikkat edin. Saçlarınızı yıkadıktan sonra hafif kuruların ve elde ettiğiniz saç maskesini saçlarınızı yıkayın, özellikle saç tiplerine iyice masaj yapar gibi yedirin. Yaklaşık olarak bir saat kadar bu karışımın saçınızda kalmasını sağlayın ve durulayın. Bu yöntemi kullanarak haftada üç kez uygulamanız sonunda görecesiniz sarı rengin mat görüntüsünden kurtulup canlılık kazanmasına yardımcı olacaktır.
    Saç maskeleri doğal yöntemler ile yapıldığında olumlu sonuçlar verir. Aksi takdirdi kozmetik ürünler problemi çözmediği gibi ilerleyen zaman içinde saç dökülmesine kadar eti ederek sorunu hat safhaya çıkarabilir.

    Kahverengi saçlar için saç bakımı

    Kahverengi saçlar için bir miktar soğan kabuğunu suda kaynatın. Hazırladığınız karışımın içine üç çorba kaşığı demlenmiş çay koyun. Elde ettiğiniz karışımı yarım saat bekletin. Saçınızı her yıkadığınızda havlu ile saçınızı kuruttuktan sonra elde ettiğiniz suyu saçlarınıza yetirin. Bu uygulamayı 2 ay kadar düzenli olarak yaptığınızda kahverengi saçlar sanki röfle yapmış gibi bir görünüm kazanır.

    YAPRAK NASIL BASILIR?

    Malum bu aralar yaprak mevsimi. En azından öyle olduğunu 2 yıl önce öğrendim. Ve eğer salamura yaprağı hazır almak yerine, kendim yaparım hem temizliğinden şüphem olmaz hem de başından sonuna benim emeğim olur derseniz işte tarifi ;
    Yaprak nasıl basılır ya da salamura edilir?

    MALZEMELER:
    5 kilo yaprak
    1 kilo iri tuz (kaya tuzu ya da salamura tuzu da deniyor)
    5 kiloyu alabilecek büyüklükte bidon (İlk kez yapanlar satıcıya sorarsa onlar da yönlendiriyor)
    Doğrusu ben de ilk kez 2 ıl önce denedim, ama o kadar güzel yapmışım ki hala o zamAndan kalan yaprağım var ve sapasağlam duruyor. Üstelik bu işin otoritelerinden de tam not aldı. Tarifimi güvenerek uygulayabilirsiniz.
    İşe öncelikle yaprak almakla başlamalısınız. Alacağınız yapraklar küçük, damarları ve kendisi ince olmalıdır. Yaprağın arası çok ayrık olmamalı. İri damarlı yaprakları almaktan kaçının.
    İlk olarak 1,5 litre suyu kaynatarak içine 4-5 çorba kaşığı tuz atarak eritin. Tuz oranının istendiği kadar olduğunu anlamak için yumurta koyarak bakılıyor, eğer yumurta suyun yüzünde kalıyorsa tuz oranı istenen kıvama gelmiş kabul ediliyor. Ama ben bu yöntemi uygulamıyorum.
    Kaynattığınız ve tuz eklediğiniz bu suyun soğuması gerekiyor. En çabuk soğuyacağı yere kaldırın. Aldığınız yaprakları yukardaki gibi üstüste gelecek şekilde dizin.
    Bu yapraklardan 8-10 tane alarak (parlak kısımları içte kalacak şekilde) saplarının olduğu kısma fotoğraftaki gibi yaklaşık 1 tepeleme çay kaşığı kadar tuz koyun ve yaprağınızı sarın.
    Tuzlayarak sardığınız yaprakları, fotoğraftaki gibi, bidona düzgün şekilde dizin. Arada bir bastırarak aralarda boşluk kalmasını engelleyin.Tüm yaprakları sararak bastıktan sonra son olarak tamamen soğuduğuna emin olduğunuz tuzlu suyunuzu yavaş yavaş ekleyin.
    Yapraklar suyu ekledikten sonra inecektir. Sığmayan yapraklarınız varsa oluşan bu boşluğu tekrar doldurabilirsiniz. Ayrıca kapağı kapamadan evvel ince uzun bir bıçak veya benzeri bir şeyi kullanarak yandan (içine sokarak) havasını alın.
    Sarmayı yapacağınız zaman ihtiyacınız kadar yaprağı kaynamış suda biraz bekleterek tuzundan arındırmış olacaksınız.
    AFİYET OLSUN.

    Değişen beden imajları


    Çağlar boyu değişen beden imajları, insanı ne güzel, ne de çirkin yapabilir. Önemli olan kişinin aktif bir yaşam ve doğru beslenmeyle beden ve ruh sağlığını koruması, kendisiyle barışık yaşamasıdır.
    Kim istemez ki yüzyıllar boyunca hep güzel kalmayı? Çağların beden imajları değişse bile, döneminin en ideal ölçülerine sahip olmasa bile, kendisini her zaman güzel bulmayı kim istemez?
    Kulağa ne kadar ütopik gelse de, aslında hiç zor değil. Sadece aktif bir yaşam ve doğru beslenme ile kendi beden imajımızla barışık yaşayabilir, kendimizi dünyanın en güzel insanı hissedebiliriz.
    Çünkü herkesin beden imajı farklıdır. Çünkü beden imajı, kişinin kendisini nasıl algıladığıyla değiştiği gibi, modanın etkisiyle tarih boyunca da değişiklik gösterir.
    Örneğin mitolojide büyük göğüslü, geniş kalçalı, yumuşak ve büyük karınlı Venüs bereket simgesi iken, tombulluğuyla ünlü Afrodit ideal kadın olarak kabul görmüş.
    19. yüzyıla gelindiğinde bir dirhem et, bin ayıbı örterken, 21. yüzyılda bir dirhem et, ayıbın simgesi haline gelmiş.
    Oysa ne bir dirhem et ayıbı örter, ne de fazlalığı ayıptır. Önemli olan kişinin kendisini sevmesi, kendisiyle ve bedeniyle barışık yaşaması. Kendimizi ne kadar çok seversek, beden imajımızı da o kadar iyi koruruz.


    Beden imajımızı nasıl koruruz?
    Yeterince sağlıklı olan vücudumuz, ruh sağlığımızı da etkiler. Sağlıklı bir ruh, hayata olumlu bakmamızı sağlar ve hem kendimizi, hem de imajımızı sevmemize yol açar.
    Sağlıklı olmayan bir vücut ise, ruh sağlığını olumsuz etkiler. Hayata olumsuz bakıp, kendimizden ve imajımızdan hoşlanmamamıza neden olur. Bu durumda yükselen stres hormonunun etkisiyle tatlıya, çikolataya saldırırız. Şekerli besinlerin içindeki mineraller sinir sistemimizi yavaş yavaş güçlendirirken, ruhumuz çoktan dış dünyayı terk etmiş, içsel problemlerimize dalmıştır. Minerallerin etkisiyle içsel problemlerimiz çözülür çözülmez beden imajımıza geri döner, ertelediğimiz alışverişlerimiz yeniden canlanır.
    Tabii ki bu bir paradokstur. Mutlu olabilmek için bir yandan şekerli besinlere saldırırken, diğer yandan beden imajımızı nasıl koruyabiliriz? Bu paradoksla başa çıkabilmek, yaşadığımız sıkıntıların beden ve ruh sağlığımızı etkilememesi için ne yapabiliriz?
    Aslında bu soruların cevabı son derece basit. Aktif bir yaşam ve doğru beslenme sayesinde paradoksun çemberinden sıyrılıp, hem beden sağlığımızı korur hem de beden imajlarımızla barışık yaşarız.
    Aydan Atasoy
    Beslenme ve Diyet Uzmanı

    Kansere karşı, doğru beslenme rehberi


    Kanserden sağlıklı ve dengeli beslenerek, besinleri doğru yöntemlerle hazırlayıp, pişirerek korunabiliriz.
    Kanser türlerinin çoğu, sağlıklı ve dengeli beslenme ile önlenebilir. Özellikle beslenme ile ilişkisi kanıtlanan; mide, kolon ve rektum kanseri, karaciğer kanseri, pankreas, böbrek, prostat ve yemek borusu kanserlerinden korunmak için yeni bir beslenme planı yapılmalıdır.
    Tükettiğimiz besinlerin bir kısmı kansere yol açarken, bir kısmı da kanseri önler. Ayrıca besinlerin hazırlanış ve pişirme yöntemleri de, kansere karşı etkilidir. Besin değerleri kaybolmadan, doğru yöntemlerle hazırlanan besinler, kanserden korur.
    1. Kanser riskini azaltan özel maddeler
    Besinlerde bulunan bazı özel maddeler, kanser riskini azaltır. Özellikle hava kirliliğinin bulunduğu yerde yaşayanlar, sigara içenler ve genetiğinde kanser olanlar, bu besinleri daha çok tüketmelidirler. Kanser riskini azaltan besin maddeleri şunlardır:
    ·        Proteaz engelleyiciler: Soya fasulyesi, kuru baklagiller, taze fasulye ve bezelyede bulunur.
    ·        Oksitlenmeyi önleyiciler: Taze meyvelerle birlikte, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyvelerde bulunur.
    ·        Flavanoidler: Turunçgiller, kayısı, kara dut, kızılcık, kiraz, kuş üzümü, üzüm gibi meyvelerin yanı sıra, soya fasulyesinde bulunur.
    ·        Özel koku ve tat veren maddeler: Lahana, karnabahar, ıspanak gibi kış sebzeleri, nane, kekik, pancar, şalgam ve yenilebilen yabani otlarda bulunur.
    ·        Kükürtlü maddeler: Sarımsak, soğan ve pırasada bulunur.
    2. Kanser riskini azaltan besinler
    ·        Sebzeler: Sarımsak, soğan, lahana, havuç, ıspanak, pazı, salatalık malzemelerin tümü, asma yaprağı, karnabahar, pırasa, şalgam, turp, maydanoz, tere, nane, roka, biber, taze fasulye, bezelye, bakla, mantar, patlıcan, enginar, kabak, domates, pancar, bamya ve yenilebilen yabani otlar.
    ·        Kuru baklagiller: Mercimek, nohut, fasulye, barbunya, soya fasulyesi.
    ·        Meyveler: Turunçgiller, kuşburnu, böğürtlen, kızılcık, elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, çilek, karpuz, kavun, üzüm, incir, nar, dut, muz, hurma, yenidünya.
    ·        Kuru yemişler: Leblebi, kestane, badem, fıstık, fındık, ceviz.
    ·        Tahıllar: Tam buğday ekmeği, kepekli ekmek, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur.
    ·        Hayvansal ürünler: Yumurta, az yağlı süt ve süt ürünleri, çökelek.
    3. Kanser riskini artıran besinler
    Bazı besinler, kanser riskini artırır. Özellikle hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanlar, genetiğinde kanser olanlar ve sigara içenler bu besinlerden uzak durmalıdırlar. Uzak durulması gereken besinler şunlardır:
    ·        Yağlı ve yaşlı et ürünleri,
    ·        Fast foot ürünleri,
    ·        Sucuk, sosis, salam, pastırma,
    ·        İçyağı ve tereyağı,
    ·        Yağda kızartılmış besinler,
    ·        Tuzlanmış ve tütsülenmiş besinler,
    ·        Direkt ateşte pişirilen besinler,
    ·        Nitrit ve nitrat eklenmiş besinler
    ·        Küflenmiş besinler.
    4. Antioksidanlar
    Bedenin silahlı kuvvetleri olarak da tanımlanabilen antioksidanlar, çeşitli enzimler ve besin öğeleriyle vücutta oluşturdukları savunma sistemi sayesinde kanser oluşumunu önler. Antioksidanların savunmasında yer alan besin öğeleri; protein, B2 ve B6 vitamini, Folik asit, C, A ve E vitamininin yanı sıra, selenyum, çinko ve mangan gibi minerallerdir.
    Aydan Atasay (Beslenme ve Diyet Uzmanı

    22 Haziran 2012 Cuma

    Günde 9 saat Facebook’tayız

    Sosyal paylaşım sitesi Facebook’u en fazla İsrailler’in kullandığı belirlendi. İnternet istatistikleri konusunda önde gelen araştırma şirketi ComScore’un, kullanıcı sayısını ve sitede geçirilen zamanı gözönüne alarak yaptığı araştırmaya göre, ilk sırada İsrail yer alıyor. Ayda ortalama 11,8 saatini Facebook’a ayıran İsraillileri, 10,6 saatle Ruslar ve 10 saatle Arjantinliler izliyor. Şirketin araştırmasına göre Türkler ayda 9,3 saatini Facebook’ta geçiriyor. 4. sıradaki Türkiye’yi, 8,7 saatle Şilili’ler, 8,4 saatle Filipinliler ve Kolombiyalılar, 8 saatle Venezuelalılar, 7,2 saatle Kanadalılar, 7,1 saatle Meksikalılar izliyor. Amerikalılar ise 6,3 saatle 13. sırada yer alıyor.

    Twitter’da 9 Altın Kural


    Daily Telegraph gazetesi, Twitter kullanıcılarının yazdıkları mesajların
    üçte ikisinin diğer kullanıcılar tarafında sıkıcı bulunduğunu ortaya çıkardı.


    İŞTE DOKUZ ALTIN KURAL

    • İlk olarak unutmayın ‘eski haberler haber değildir.
      Defalarca gönderilmiş linkleri bir de siz göndermeyin.
    • Bir konu hakkında sırf yorum yapmaktansa habere katkıda
      bulunun.
    • Mesajınız kısa olsun. Bazen 140 karakter bile çok uzun
      olabilir.
    • Kısaltmaları, sembolleri gereksiz yere kullanmayın.
    • Herkese her an nerede olduğunuzu söylemeyin.
    • Sebebini yazmadan bir fotoğraf ya da internet linki
      göndermeyin.
    • Sızlanmayın.
    • Şakacı olun.
    • Ve son olarak pek çok takipçisi olan ünlüler… Sırf
      ünlü olduğunuz için hayatınızın en ince ayrıntısının bile ilginç olduğunu
      sanmayın. İnsanlar ne yemek yediğinizi değil, işinizle ilgili profesyonel bakış
      açınızı bilmek istiyorlar.

    YouTube'u çalmaya çalışmışlar!

    Megaupload'ın kapatılmasının ardından sular durulmuyor. FBI'ın Megaupload'a açtığı davayla ilgili detaylar, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. FBI, Megaupload'da çalışanların Skype'daki görüşme kayıtlarını talep ederken, 72 sayfayı bulan dava dosyasında çok ilginç diyaloglar göze çarpıyor.
    Megaupload ekibinden Bram van der Kolk, şu sözleri sarfediyor: "YouTube videolarını indirmeye devam edecek kapasitede sunucuya sahip miyiz? Kim, bu konuyu tekrar açıyorum ama bu gerçekten öncelikli bir iş." Yazışmada geçen Kim, elbette Megaupload'ın kurucusu Kim Dotcom'dan başkası değil.
    Kolk, yazışmanın devamında şunları söylüyor: "Şu an için YouTube videolarının yüzde 30'u bizde. Tüm içeriğe sahip olduğumuzda bundan nasıl faydalanacağımız üzerine ayrıca düşüneceğiz."
    Megaupload'ın avukatlarından Ira Rothken ise News.com'a konuyla ilgili yaptığı açıklamada yorum yapmak istemediğini ve davanın lehlerine sonuçlanacağını dile getirdi.
     

    iPad 3’ün İşlemcisi Cortex-A15 mi olacak?

    Geçtiğimiz Kasım ayında Samsung yeni jenerasyon mimariye sahip ARM Cortex-A15 Exynos5250’yi tanıtmıştı. Samsung bu işlemciyle birlikte ilk çalışan ürünleri yavaş yavaş göstermeye başladı.
    Exynos5250 çift çekirdekli Cortex-A15 adındaki 32 nm mimariyle üretiliyor. Bu işlemcinin frekans hızı 2 GHz olacak. 2560 x 1600 piksel çözünürlüğe sahip ekranlara destek sunacak bu işlemci Samsung’un bir eski nesli 1.5 GHz’lik Cortex –A9 mimarisiyle üretilen Exynos4210 işlemcisinden iki kat daha hızlı bir performans sunacak.
    Bu yeni işlemcinin grafik performansı ise eski nesle göre 4 kat daha fazla performans gösterecek.  Exynos5250 işlemci üzerinde bazı konular tam olarak açıklanmış değil. Ürünün üzerinde kullanılan GPU adı ve teknik özellikleri hala muamma. Samsung Exynos4210 işlemci ile birlikte PowerVR SGX540 GPU yongasını kullanmıştı.
    Samsung’dan yapılan açıklamaya göre bu yeni işlemci 2012 yılının ikinci yarısında mobil ürünler üzerinde kullanılmaya başlanacak. Apple muhtemelen yeni iPad’inde bu işlemciyi kullanmayacak. Çünkü firma A6 işlemcisi üzerinde çalışmaya devam ediyor. Firmanın yeni iPad’i söylentiler doğru çıkarsa A6 işlemciyle birlikte kullanıma sunulacak.

    Facebook Halka Açılıyor!

    Milyonlarca kullanıcısı olan ve her gün 483 milyon kullanıcı tarafından giriş yapılan Facebook’un, halka arz (IPO) ile 5 milyar dolarlık kar etmesi bekleniyor. Analistlere göre bir internet sitesi için en büyük hisse satışı olabilir.
    Harvard Üniversitesi öğrencileri tarafından başlatılan ve sadece Harvard öğrencileri için olacağı düşünülen Facebook’un, an itibariyle dünya çapında 845 milyon kullanıcısı var. Geçen yıl karını yüzde 65 artırarak 1 milyar dolara ulaşan şirket her geçen gün daha değerli olmaya devam ediyor.
    Şirketin kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, Facebook’un şirket olmak için kurulmadığını dünyanın her yerinden iletişim sağlamak amacıyla kurulduğunu açıklamıştı. 2006 yılında Yahoo’nun 1 milyar dolarlık teklifini de reddeden Zuckerberg’in halka açılma kararının vermesi basın tarafından şaşırtıcı olarak yorumlandı.

    21 Haziran 2012 Perşembe

    Windows 8'deki 13 önemli özellik!

    Windows 8'in beta sürümü bu ayın sonlarına doğru yayınlanacak. İşletim sisteminin final sürümünün ise sonbahar aylarında ortaya çıkması ve piyasaya sürülmesi bekleniyor. Metro arayüzüyle öne çıkan Windows 8'in belki de en önemli özelliği, PC'lerden tabletlere farklı cihazlarda çalışabilecek olması. 
    Peki Windows 8'e geçmeye gerçekten ihtiyacımız var mı? İşte işletim sisteminin nispeten az konuşula,n ancak hem kurumları, hem de son kullanıcıyı ilgilendiren 13 önemli özelliği.
    Hızlı açılış: Windows 7'den birkaç kat hızlı açılan Windows 8'in boot süreci, 10 saniye bile sürmeyebiliyor. Ancak Windows 8'in final sürümde bu performansını koruyup korumadığını hep beraber göreceğiz.
    Sıfırlama ve yenileme: Windows 8'i baştan yükleme seçenekleri, artık eskisinden daha da kolay. Ev kullanıcıları PC'lerini sıfırlayabiliyor (tüm verileri silerek baştan yükleme) veya yenileyebiliyorlar (kişisel dosyaları ve metro uygulamalarını koruyarak yeniden yükleme). Kurumlar, sıfırlama özelliğini yönetici denetimine bağlayabilirken, yenilemeyi kullanıcıya bırakabiliyorlar.
    Windows to Go: Windows Server 8'deki bir seçenek olacak olan Windows to Go ile IT departmanları, kullanıcının yerel bilgilerini ve uygulamalarını bir USB bellek çubuğuna yükleyebilecek ve iş ortamını herhangi bir yerde oluşturmasına izin verebilecek. Not: Bu özellik tüketici sürümlerinde bulunmayacak.

    Şalgam Suyu Yapılışı

    Akdeniz ve Güneydoğu'da yaygın olarak içilen şalgam suyu insanı gripten koruyor.Vücut direncini arttıran şalgam suyu insanı zinde hissettiriyor.
    Şalgam suyu tüketiminin, grip başta olmak üzere soğuk algınlığı hastalıklarını, vitamin yönünden zengin olması nedeniyle önleyici olduğu bildirildi.

    Adana'nın 82 yıllık şalgam suyu üreten firmanın yöneticilerinden Emre Göde, AA muhabirine yaptığı açıklamada soğuk havalar nedeniyle, tamamen doğal olan şalgam suyunun vatandaşlar tarafından tercih edildiğini söyledi.

    Türkiye'nin dört bir yanından talepler geldiğini vurgulayan Göde, son dönemlerde bazı bölgelerde şalgam suyunun gazlı içeceklerin hakimiyetini kırmaya başladığını vurguladı.

    Göde, ''Geçmiş yıllara göre satışlarımız ciddi arttı. Adana şalgamı çok seviliyor ve vazgeçilmiyor. Türkiye'nin her yerinde şalgam suyu üretilebiliyor ancak Adana şalgamının tadı başka'' dedi.
    Şalgam suyunun bardağının 50 kuruştan, 1 liraya yükseldiğini, litresini de 3 liradan verdiklerini belirten Göde, misafirlik ve memleket ziyaretlerinde litrelerce şalgam suyunun Adana'dan başka illere götürüldüğünü kaydetti.

    Şalgam suyunun Adana'nın sembolleşen içecekleri arasında yer aldığını vurgulayan Göde, vitamin deposu havuçtan elde edilen şalgamın, soğuk havalarla birlikte soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara karşı da vatandaşlar tarafından tercih edilip tüketildiğini kaydetti.

    -Vücut direncini artırıyor-

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lütfi Barlas Aydoğan, şalgam suyu tüketiminin grip başta olmak üzere soğuk algınlığı hastalıklarını, vitamin yönünden zengin olması nedeniyle önleyici olabileceğini kaydetti.

    Şalgam suyunun tamamen havuçtan yapıldığını vurgulayan Aydoğan, vücut direncini artıran bu ürünün sadece yaz mevsiminde değil soğuk havalarda rahatlıkla tüketilebileceğini kaydetti.

    -Şalgam suyunun yapılışı-

    Şalgam suyu, mor havucun özü alınarak yapılıyor. Önce, bulgur unu mayalanıp bir hafta bekletiliyor, iyice ekşidikten sonra sulandırılıp, dut ağacından yapılan özel tahta fıçılara bırakılıyor. Ardından, mor havuç iyice temizlenip kaynatıldıktan sonra bu fıçılara konuluyor, üzerine de şalgam turpu yerleştiriliyor. Tahta fıçılarda bir hafta daha bekletilen bu karışıma tuz ilave ediliyor.

    Fıçı içinde olgunlaştırılan şalgam, bekleme süresi sonunda süzülerek içime hazır hale getiriliyor. Şalgam suyuna acılı olarak içmek isteyenler için bir miktar süs biberinden elde edilen acı sos ilave ediliyor.

    20 Haziran 2012 Çarşamba

    Güzelleşmek için Bunları Deneyin


    Son dönemlerde bakımlı olmakla birlikte doğal olmaya karşı büyük bir ilgi var. Trendler, makyaj modası hep doğallıktan yana. Eğer bu anlamda yeterli bilgiye sahip değilseniz sizler için pratik bilgiler sunuyoruz. Güzelliğiniz için bu küçük dokunuşlara yer vermelisiniz. Buyurun bakalım neler yapmalıyız:

    Pratik Güzellik Bilgileri
    Pürüzsüz bir cilt için ne yapacağız ?
    Karbonat, süt, limon suyu, yoğurt, mısır unu, maydanoz suyu, yaş maya, avakado, muz, elma sirkesi….Bu liste uzar gider..
    Süt cilt için en önemli dinlendiricilerden. Süt; cildinizin genç ve pürüzsüz kalmasına yardımcı olur. Sıcak duş sonrası gözenekleri açılan cildinize bakım yapmak için bir parça pamuğu süte batırıp yüz ve boyun bölgenize yedirerek sürün. 5 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın.
    Muzu Yemek Yetmez, Muz Maskesi Uygulamalısınız !
    Kuru ciltler ekstra nemlendirmeye ihtiyaç duyar. Haftada 1 kez uygulayacağınız muz maskesi ile cildinizi nemlendirip pürüzsüz bir görünüme kavuşturabilirsiniz. 1 adet muzu ezip püre haline getirin. İçine 1 tatlı kaşığı bal ilave edip karıştırın. Karışımı yüz ve boyun bölgenize uygulayıp 15 dakika bekletin. Ilık suyla durulayın.
    Cilt ve vücut sağlığınız için günde en az 6 saat uyumalısınız. Yeterli miktarda uyumak cilt sağlığınızı olumlu etkileyecektir.
    Siyah Üzüm Deyip Geçmeyin !

    Diyet yalanları


    Sağlıklı ve dengeli beslenmek bazısına öyle zor geliyor ki, diyetin sihirli dünyasına saklanıp, yıllar boyu aldığı kiloları bir ayda vereceğine inanıyor.
    Diyet, öyle sihirli bir kelime ki, ağızdan çıkar çıkmaz, hayal dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Zayıflamak için diyetisyene başvuran pek çok kişi, yıllar boyu aldığı kiloları, bir ayda vermenin hayallerini kuruyor. Hayalden kurulan boy ve ağırlık ölçüleri üzerine, yepyeni vücutlar inşa ediliyor.

    Oysa zayıflamak için hayale hiç gerek yok. Sadece kişinin kendi durumunun gerçekten farkında olup, hedeflerini gerçekçi belirlemesi yeterli. Aslında kişilerin yaşam tarzı değişiklikleri ile sağlıklı kilolarını korumaları son derece kolay. Fakat yaşam tarzı değişikliğini zor bulanlar, kısa zamanda katı diyetler uygulayarak hızla zayıflamayı tercih ediyor. Ancak yeterince zayıfladıktan sonra diyeti bırakıp, eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüğünde verdiği kilolar teker teker geri dönüyor.
     
    Amaç bir an önce zayıflamak 
    İşte yaşam tarzını değiştirmek ve dengeli beslenmek yerine, beklentilerini sadece ‘diyet’ kelimesine yükleyenlerin davranış biçimleri…

    · İlk görüşmeye gelenler, daha önce diyet denemesi olmadıysa gergin, daha önce diyet yapmışsa daha rahat oluyorlar.
    · En zayıf gösteren kıyafetler giyip, diyetisyene gelmeden birkaç gün önce diyete başlıyorlar. Bu dönemde vücutlarından yağ yerine su kaybettiklerini bilmiyorlar.
    · İlk görüşmeye yanlarında refakatçiyle gelenler, ikinci görüşmeden itibaren yalnız gelmeyi tercih ediyorlar. Çünkü sakladıkları kaçamak yemeklerin ortaya çıkmasından rahatsız oluyorlar.
    · Evde tartılan kişiler, diyetisyenin hassas tartısının ölçümüne göre, evlerindeki tartıyı kontrol ediyorlar.
    · Gençler de dahil olmak üzere, hemen her hasta boylarının daha uzun olduğunu düşünüyorlar.
    · Hemen hepsi, bir an önce zayıflamak istiyor. Hedeflerini haftada 5 kg vermek olarak belirliyor. Pazarlığa girip, ayda 10 kilo vermek üzerine anlaşmak istiyor.
    · Diyetle lokal zayıflamak istiyorlar. Örneğin sadece basenden verip, göğüs ölçüsü değişmesin isteyenler o kadar çok ki!
    · Bazıları iddia üzerine zayıflamak istiyor. Hanımlar, eşlerinden araba, mücevher gibi eşyalar karşılığında iddiaya girerek zayıflamayı kabul ediyor.
    · Büyük çoğunluk hedef kiloyu, sağlıklı kilonun çok altında belirliyor. Her ne kadar beden kitle endeksi kullanılsa da, vücudundaki bütün yağı atmak istiyorlar.
    · Günlük yiyecek miktarlarını belirtirken, sorulmazsa öğün aralarındaki cips, çikolata gibi abur cuburlardan hiç bahsetmiyorlar.
    · Öğleden sonra tükettikleri 1 dilim pasta veya 2 dilim börek gibi yiyeceklerin, yemedikleri öğlen yemeğine eşit olduğunu düşünüyorlar.
    · Zayıflamak için başvuran büyük çoğunluğu, çocuklarının abur cuburlarından atıştırıyor ve bunları hiç belirtmiyor.
    · 40 yaşın üzerindeki kadınlar, kilo verince vücutlarında hemen sarkmalar olacağından korkuyorlar.
    · Verilen diyet listeleri her zaman evde, işyerinde başkaları tarafından okunup, inceleniyor ve yiyecekler fazla bulunup, mutlaka önerilerde bulunuyorlar.
    · Sıvı yağların enerjisiz olduğu düşünülüp, bol zeytinyağlı sebze yemeği tüketiliyor.
    · Diyet ürünlerini sınırsız tüketerek, gereğinden fazla kalori alıyorlar.
    · Haftada bir gün yapılan uzun yürüyüşlerin yeterli olduğunu düşünüyorlar.
    · Kadınlar, menopoz veya sigara bırakma öncesinde diyet yapmak istiyorlar.
    · Diyete genellikle bahar aylarında başlanıyor ve tatil döneminde sürdürmek istemiyorlar.
    · Gençlerin anne babaları diyetten memnun olsa da, anneanne ve babaanneler çok mutsuz olup, torunlarına diyet yapmamaları için baskı uyguluyorlar.
    · Psikolojik açıdan kendisini iyi hissedenler, diyette daha başarılı oluyorlar.
    · Doktor tavsiyesi ile diyet tedavisine başlayanlar, kan bulguları düzelince tedaviyi yarım bırakmak istiyorlar.
    · Sosyal yaşamı yoğun olanlar, diyet yapmakta zorlanabiliyor.
    Aydan Atasoy
    Beslenme ve Diyet Uzmanı

    Doğuştan engelli çocukları, hayata kazandıran teknoloji Türkiye'de


    Tobii Techology, Tobii Assistive ürünleri ile doğuştan engelli çocuklara yeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Hareket kabiliyetini kısmi veya tamamen yitirmiş hastalar için umut ışığı olan Tobii Assistive ürünleri, hastaların sadece göz hareketleriyle iletişim kurmalarını sağlıyor.
    Tobii Assistive ürünleri doğuştan engelli çocuklara hayatı öğretiyor. Doğuştan engelli çocuk, dünyayı ve iletişim kurmayı bu yazılımlar sayesinde öğrenip, iletişim yeteneğini geliştirebiliyor.  Hayatında hiç iletişim kuramamış engelli çocuklar, bu ürün ile okuyup, yazabiliyor, diafon yardımıyla konuşabiliyor.
    Engelli çocuklar göz kontrol teknolojisi sayesinde bakılan alanlar üzerinde, mouse ve klavye ile yapabildikleri işlemlerin yanı sıra, Tobii Technology’nin sunduğu özel yazılımlar sayesinde, çeşitli komut ve uygulamaları kolayca seçebiliyor. Herhangi bir harekete ihtiyaç duymayan çocuklar, bilgisayar kullanıp müzik çalabiliyor, zihinsel gelişimleri için sembollerle zeka oyunları oynuyor, çizgi film izleyebiliyor, cep telefonuyla acil durum aramaları gerçekleştirebiliyor, cümle yazarak ya da belirli kelime gruplarını seçerek bilgisayar yardımı ile konuşabiliyor, TV kumandasını kontrol edebiliyor, acil durumlarda alarm verebiliyor ve gerekli kurumları arayabiliyor.
    Tobii Assistive ürünleri öğrenim zorluğu çeken, zeka geriliği ya da benzeri mental problemler yaşayan çocuklar için de iletişim geliştirici ürünler olarak kullanılmasının yanı sıra ALS, Otizm, Rett Sendromu, Serebral Palsi, Ağır Romatizma hastalarına, Tramvatik Beyin Hasarlarına, inme geçirenlere, Kısmi Felçlilere ve Omurilik Felçlilerine de umut ışığı oluyor.

    19 Haziran 2012 Salı

    Çocukta konuşmanın gecikmesi


    Çocuklar 1 yaşında bir kelime, 2 yaşında iki kelimelik cümle "anne gel", "mama ver"gibi, 3 yaşında da 3 kelimelik cümle kurarlar.
    Çocuklarda konuşma gecikmesinin birkaç sebebi olabilir, bunlardan en önemlileri;
    1. Ailede geç konuşmuş bireyler vardır ve çocuk onlara çekmiştir
    2. Çocukta işitme sorunları vardır
    3. Gelişimsel olarak yaşıtlarından geridir
    4. Evde birkaç yabancı dil konuşuluyordur
    5. Anne veya bakım veren kişi çocukla ilgilenmiyordur, ihmal ediyordur veya kendi sorunları nedeniyle ilgilenemiyordur. Çocukla karşılıklı iletişime geçmek yerine çok fazla TV, reklam ve müzik kanalları izlemesine izin veriliyordur bu da konuşmayı geciktiriyordur.
    6. Çocukta konuşmayı geciktiren “Yaygın Gelişimsel Bozukluk” grubundan bir bozukluk vardır. Bunların başında otizm gelir. Eğer çocukta konuşma başlamamışsa  veya başlamış olsa bile "aynı kelimeyi tekrar etme", "söylenenleri tekrar etme", göz teması kurmama, etrafa ilgisiz davranma, kendi etrafında dönme, sallanma, markalara  ilgi gösterme, oyuncakların parçalarıyla ilgilenme (örneğin arabaların tekerleklerini çevirme) gibi davranışlar eşlik ediyorsa  bu durumdan şüphelenilmelidir ve acilen yardım alınmalıdır.
    www.cocukvegenc.com

    Çocukların tatilini verimli kılmak için öneriler


    Uzun ve yorucu bir okul döneminden sonra nihayet çocuklarımız tatilde... Ancak sınavlar, dersler, erken kalkma zorunlulukları gibi birçok zorluğun geçici bir süreyle de olsa son bulduğu bu dönem, anne ve babalar için başka soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.  Çocuklar tarafından anlamı rahatlama ve serbestlik olan tatil dönemi anne babalar için özellikle zaman ve aktivite planlaması konusunda birçok soru işareti içeriyor.
    Okul döneminde bir çocuğun gününün çok büyük bir kısmı okulda geçtiğinden anne babalar için günü programlamak nispeten daha kolaydır. Tatil döneminde ise sabahtan akşama kadar çocuğun evde kalacak olması onları endişeye düşürebilir. Çocuklara yaz programı hazırlanırken; onların “çocuk olmak” ile ilgili ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor.  ”Anne ve babalar çocukların bütün bir okul döneminden çıktıktan sonra yorgun oldukları ve tatilin onların enerjilerini yeniden kazanmaları için kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır.
    Peki, çocukları için yaz tatilini etkin kullanmak isteyen anne babalar nelere dikkat etmeli? İşte DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikolog Cemre Soysal’ a göre çocukların tatil boyunca neler yapacağını planlarken ebeveynlerin unutmaması gereken konular…
    Kış boyunca yapamadıkları üzerine yoğunlaşın: Çocukların çoğu zaman darlığı, imkân kısıtlılığı nedeniyle okul döneminde birçok şeyi erteler. Özellikle gitmek isteyip de gidemediğiniz bir gezi alanı, ailecek yapmak isteyip de yapamadığınız bir aktivite varsa bunları yapabilirsiniz. Beraber geçirdiğiniz zamanları artırmaya özen gösterin.
    Karnede zayıf not(lar) varsa bunların nedenlerini araştırın: Bütün bir sene geride kaldı. Karnesindeki –eğer varsa- zayıf notu şimdi hatırlatmayın; çünkü artık değiştirebileceğiniz bir şey yok. Yapılacak en faydalı iş, bu dersin başarılamamış olmasının nedenlerini araştırmaktır.
    Kitap okumaya zaman ayırın: Çocuklar okul döneminde istedikleri kitapları okumaya zaman bulamayabilirler. Ayrıca okullarda zorunlu olarak okutulan kitapların her biri onların ilgisini çekmeyebilir. Yaz tatili çocukların kitabı sevmelerini sağlamak için çok uygun bir dönemdir. Beraber kitapçıya gidin ve kendi isteğine uygun kitap seçmesine izin verin, aynı zamanda siz de kendinize kitap alın ve onun önünde siz de kendi kitabınızı okuyun ve bunun size verdiği keyfi çocuğunuzla paylaşın. Zevk aldığı kitabı okuyan çocuğun kitap okuma alışkanlığı gelişecek, böylece çocuğunuz okumaya daha istekli olacaktır.
    Beş duyuya hitap eden oyunlar oynasınlar: Çocukların dünyayı ve çevreyi en iyi tanımalarının yolu beş duyularını da kullanarak yaptıkları etkinliklerdir. Eski zamanlardan beri bu oyunların en zengin kaynağı “sokak”tır. Sokakta oynanan oyunlar yaratıcılığı, problem çözme becerisini, sosyal ilişkileri geliştirir. Bunu deneyimlemesi için çocuğunuza imkân yaratmaya çalışın. (Sitenizin bahçesi, anneannesinin meyve bahçeli evi veya onun arkadaşlarını da gezinize katacağınız park, orman gezileri…)
    Spor yaptırın: Yaz boyunca imkânlarınız dâhilinde çocuğunuzun yüzme, tenis, basketbol gibi açık havada da yapabileceği bir spor yapmasını sağlayabilirsiniz. Kışın okul döneminde kapalı alanda kalan ve genellikle masa başında oturmak zorunda olan çocukların fiziksel aktivite yapmaya ihtiyaçları vardır.
    Tatil demek sınırsız televizyon – bilgisayar demek değildir!: Çocukların ebeveynlerinden en büyük istekleri tatil boyunca istedikleri kadar televizyon izlemek veya bilgisayar oynamak olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki bunların kısıtlanması çocuğun okul dönemi ile ilgili değil, genel gelişim ve dikkati için gereklidir. Bu nedenle de televizyon ve bilgisayar süreleri yine aşırıya kaçmadan kontrol altında devam ettirilmelidir.
    Düzenli olarak ders çalışmalı: Çocuklar yaz tatilinde günlerinin bir kısmını da okulla ilgili çalışmalara ayırmalıdır. Bunun süresi çocuğa göre değişmekle birlikte, dikkate alınması gereken nokta çok ağır bir program olmamasıdır. Anne babalar mümkün olduğunca bu çalışmaları eğlenceli hatta oyun gibi yapmaya özen göstermelidirler. Günlük programdaki çalışma bölümü çocuğun yapmak istediği aktivitelerden önceye alınmalıdır. Böylece istediğini yapabilmek için ders çalışmayı bitirmek çocuk için bir motivasyon olacaktır. 

    Evde tırnak bakımı


    Kadınlar için her zaman bakımlı görünmek önemlidir. Bunun için kusursuz bir cilt bakımı ve makyaj yetersiz kalabilir. Makyajına, kıyafetine son derece özen göstermiş bir kadın düşünün, ama elleri son derece bakımsız. Hiç hoş bir görüntü olmaz değil mi? Çıkmış ojeler, hepsi birbirinden farklı boylardaki tırnaklar tüm güzelliği siler götürür. Güzelliğinizin tam olması, ellerinizin bakımlı görünmesi için öncelikle tırnaklarınıza gereken özeni göstermelisiniz. Bunun için de illaki güzellik salonlarında maanikür yaptıracağım diye saatler harcamanıza gerek yok.
    Tırnaklarınız çabuk kırılıyor ve bir türlü uzamıyorsa;
    * Düzenli olarak Mineral ve protein alımya özen gösterin
    * Tırmaklarınızı yemeyin. Bundan kurtulmak için acı oje sürebilirsiniz.
    * Manikür yaparken sert törpü kullanımı veya fazla baskılı törpüleme yapmayın
    * Törpüleme sırasında, tırnaklarınızı ileri geri törpülemeyin. Bu şekilde törpülerseniz tırnaklarınız tabakaya ayrılıp, çatallaşacak ve sizi rahatsız edecektir. Mümkünse tırnaklarını aynı yöne doğru törpüleyin.
    * Törpüledikten sonra yumuşatmak için ellerinizi ılık ve kremli suda bekletin. Daha sonra yumuşayan etleri ya kesin ya da geriye doğru itin.
    * Su tüketimine dikkat etmelisiniz. Özellikle yaz aylarında bolca su tüketmelisiniz.
    * Ojenizi çok uzun süre tırnaklarınızda tutmayın. Nemlendirici özelliği olan aseton kullanın.
    * Ev işi yaparken mutlaka eldiven kullanın.
    * Tırnaklarınızı nemlendirici kremlerle beslemeyi ihmal etmeyin.
    * Tırnaklarınızı kuvvetlendirmenin bir yolu da bir kaç dakika limonla ovmaktır. Böylece sararmaları önleyebilir tırnaklarınızın daha parlak görünmesini sağlayabilirsiniz.
    Söylemesi bizden, uygulaması sizden... 

    18 Haziran 2012 Pazartesi

    Renkli gözlüleri tehdit ediyor

    Aşırı sıcakların gözde önemli sorunlar yarattığı, güneşte fazla kalma sonucu ultraviyolenin etkisiyle gözde alerji, iltihaplanma, tahriş ve katarakt riskini artırdığı, mavi ve yeşil gözlülerin ise sıcaklardan daha fazla etkilendiği bildirildi.

    Erciyes Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Kuddusi Erkılıç, aşırı sıcaklarda mutlaka gözlük kullanılmasını, şapka takılmasını ve mümkünse güneşin ultraviyole ışınlarının fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamasını önerdi. Prof. Dr. Erkılıç, "Aşırı sıcaklar göz sağlığını, dolayısıyla görüşü önemli ölçüde etkiler. Toz ve polenlerde olduğu gibi gözde yanma, sulanma, iltihaplanma gibi olumsuzluklara yol açar. Yaz aylarında öncelikle eller sık sık yıkanmalı, kirli ellerle gözler ovuşturulmamalıdır. Havuz ve denizlerde uygunsuz kimyasal kullanımı, örneğin aşırı klor da gözlerde ciddi tahrişe yol açar. Hele hele denizin kirli olması, enfeksiyon riskini fazlasıyla artırır. Ayrıca, denizdeki su, güneşin etkisiyle güneş ışınlarını artırarak, ultraviyole etkisini fazlasıyla artırır" dedi.


    AÇIK RENKLİ GÖZE SAHİP OLANLAR DAHA RİSKLİ


    Göz uzmanı Prof.Dr. Erkılıç, mavi ve yeşil gibi açık renkli göze sahip olanların, gözlerindeki renk pigmentlerinin daha az olduğu için güneş ışınlarından daha çok etkilendiklerine dikkat çekerek şöyle konuştu:

    ”Açık renkli göze sahip olanlar, mutlaka güneş gözlüğü kullanmalıdır. Zira, mavi ve yeşil gibi gözlerde renk pigmendleri daha az olduğundan ultraviyole ışınlarından daha çok zarar görürler. Bu kişilerin güneş gözlüğü kullanmaması ve güneşte aşırı kalıp ultraviyole ışınları almaları halinde halk arasında sarı nokta denilen Makula hastalığı boy gösterir. İleri yaşlarda, görme bozukları giderek artar. Güneş ışınlarına fazlaca bakmak katarakt riskini artırır, gözde et büyümesine yol açar. Sıcak, ultraviyole ışınları, yazın gözler için en riskli durumdur.”

    1 kiloda 1 tanesi zehirleyebilir

    Doğadan mantar toplayıp yeme alışkanlığının yaygın olduğu ülkemizde her yıl çok sayıda kişi mantar zehirlenmesi nedeni ile hayatını kaybediyor.
    Ormanlarda yetişen yüzlerce tür mantarın içinde yenilebilir olanların yanı sıra zehirli türlere de oldukça sık rastlanıyor. Ancak zehirli mantarı diğerlerinden ayırt etmek neredeyse imkansız. Memorial Şişli Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nden Uz. Dr. İlhan Ocak, mantar zehirlenmeleri ve uygulanacak ilk müdahale hakkında önemli bilgiler verdi.

    1 KİLO YENEBİLİR MANTAR ARASINDAN 1 TANESİ BİLE SİZİ ZEHİRLEMEYE YETEBİLİR

    Kültür mantarları dışındaki yabani mantarlar, içeriğindeki toksinler nedeniyle zehirli olabiliyor. Mantarın renk, boyut gibi özelliklerinden zehirli olup olmadığı anlaşılamıyor. Halk arasında yaygın olarak bilinen, “Piştikten sonra çatal batırdığında rengi gümüş oluyorsa zehirlidir” tanımı da maalesef doğru değil. Tecrübeli insanlar bile zehirli mantarı ayırt edemiyor. Yenebilir mantarlar arasına karışan bir tek zehirli mantar bile çok acı sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle bu tür mantarlar her ne şekilde olursa olsun tüketilmemelidir.

    BELİRTİLER 12  SAAT İÇİNDE KENDİNİ GÖSTERİR

    Nemli ortamlarda, ağaç kenarlarında yetişen yabani mantarlar yendikten sonra hiçbir belirti vermeyebilir. Bu süre 6 saatten 12 saate kadar uzayabilir. Bu süre sonunda bulantı, kusma, baş ağrısı, halsizlik gibi basit şikayetler görülür. Bu şikayetler mantar yiyen bir kişi için uyarıcı olmalı ve kişi en kısa sürede bir sağlık merkezine başvurmalıdır. Bu süreç kişiyi 3-4 gün içinde böbrek yetmezliğine, karaciğer yetmezliğine hatta ölüme kadar götürebilir. Bu nedenle bu süre çok önemli. İlk belirtilerle hastaneye başvuran kişiye “pheresis” denilen kan değişim programı uygulanır. Kişinin kanının belli bir oranı makinanın içinden geçirilir. Filtrede hücreli kısımlar, alyuvar ve akyuvarlar ayrılır ve tekrar hastaya verilir. Hücresiz kısım ise atılıp hastaya yeni kan verilir. Hastanın klinik durumuna göre günde 1 ya da 2 kez bu işlem uygulanır. Buna rağmen belirtiler ortadan kalkmıyorsa acilen nakil sürecine geçilir.

    BU ÖNLEMLER HAYAT KURTARIR!

    - Kültür mantarı dışında, ormanlarda yetişen yabani mantarları tüketmeyin.
    - Öncelikle mantar yediğinizi kesinlikle unutmayın. Olası bir zehirlenme durumunda yaşayacağınız basit belirtilerin başka hastalıklarla karıştırılmaması için mantar yediğinizi doktorunuza söylemeniz gerekmektedir.
    - Bulantı, kusma, baş dönmesi gibi hafif belirtiler görüldüğünde en yakındaki donanımlı, canlıdan canlıya organ nakli yapabilen bir sağlık kurumuna başvurun. Çünkü, bu belirtiler görüldükten sonra hastanın yaklaşık 5 günü olduğu düşünülürse hastanın hastaneler arası transferi de zaman kaybı olacaktır.
    - Hastaneye iyi bir analiz vermeniz gerekmektedir. Mantarı ne zaman yediğiniz, belirtilerin tam olarak ne zaman başladığı tedavinin yönü açısından oldukça önemlidir.

    17 Haziran 2012 Pazar

    Aile içi şiddetin sonuçları

    Aile içi şiddetin şiddete ve saldırganlığa yönelik davranışlara yol açtığı gibi intihar gibi olumsuz sonuçlar doğurabildiği belirtildi.


    Geçtiğimiz günlerde Trabzon’un Tonya ilçesinde aile içi şiddetin küçük yaşta bir çocuğu intihara sürüklediğini hatırlatan Trabzon Özel İmperial Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Şenol Anaç, aile içi şiddetin olduğu bir ailede büyüme, şiddete maruz kalmanın intihar gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Çocukta kişiliğin oturmasında ilk beş yılın çok önemli olduğunu ifade eden Anaç, kişinin bedensel ve ruhsal açıdan, zarar görmesine, yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olan davranışların hepsine ‘şiddet’ dendiğini kaydeden Dr. Anaç “Şiddeti, fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel şiddet diye sınıflandırabiliriz. Şiddete ve saldırganlığa yönelik davranışlar yaşamın erken dönemlerinde öğrenilir. Kişiliğin oluşumunda ilk beş yıl önemlidir. Bu nedenle aile temeldir.
    Sonrasındaki okul ise, ailede alınan en iyi yada kötü eğitimi, şekillendirme, düzeltme ve çocuğu toplumsallaştırmaya çalışır. Aile içi şiddetin olduğu bir ailede büyüme, şiddete maruz kalma, öğrenilme yoluyla, şiddete yatkınlık oluşturur. Medyanın şiddete uygulayan kahramanlar oluşturması ve ergenlerin bunları örnek alması ile yine medyanın şiddet olaylarını denetimsiz yayımlanmasıyla şiddete karşı duyarsızlık ve uygulanabilirlik düşüncelerin gelişmesi şiddete eğilimi artırmaktadır. Tüm bunların yanında aile içi şiddet intihar gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabilir” dedi.
    Ekonomik zorluklar, kültürel çalışmalar ve gelecek korkusunun bireylerde, umutsuzluk, bunalım ve öfke duygularının oluşmasına sebeb olduğunu kaydeden Dr. Anaç “İletişim becerilerinin yetersizliği, dürtü kontrol bozukluğu, alkol ve madde kullanımı, antisosyal ve narşistik, paranoid kişilik bozukluğu şiddet eğilimini artıran psikiyatrik nedenlerdir. Çözüm olarak bireysel çözümler yerine, toplumsal çözümler daha etkileyici olacaktır.
    Anne baba eğitimi, okullarda psikolojik danışmanlıkta rehberliğe ağırlık verilmesi, medyanın şiddet içerikli yayınlarına öz denetim uygulaması, şiddet uygulayan kahramanlar yerine, bilimde, sanatta, sporda başarılı kahramanlar ön plana çıkarılması çocuk ve ergenler üzerinde etkili olacaktır. Yine ekonomik çözümler, topluma psikiyatrik yardıma ulaşabilirliliği artırma şiddeti önlemede etkili olacaktır. Sonuç olarak geçmiş yıllara göre daha zengin ve eğitimliyiz. Fakat amaç, eğitim, refah ve mutluluk olmalı" şeklinde konuştu.

    Uzmanlar uyardı 2030'da 8 milyon insan hayatını kaybedecek

    Uzmanlar, 2030 yılında sigara tüketimi sebebiyle 8 milyon insanın hayatını kaybedebileceğini söyledi.

    Sigara tutkusu ölümlere yol açıyor. Sigara içen insanlar başta akciğer kanseri olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanıyor veya sakat kalabiliyor. Uzmanlar, tiryakileri sigara bıraktırma polikliniklerine gitmeleri konusunda uyarıyor. Toplantıda konuşan Şevket YılmazEğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sigara tüketiminin dünyaya faturasının her geçen yıl daha da arttığına dikkat çekti. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın 1987’den bu yana her yıl farklı temalarla “31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü”nü düzenlediğini söyleyen Karadağ, sigara bıraktırma poliklinikleri sayesinde başvuran insanların büyük bir çoğunluğunun tiryakilikten kurtulduğunun altını çizdi. Tütün salgınının farklı bir boyutuna dikkat çeken Karadağ, "Dünya Sağlık Teşkilatı’nın 2012 yılı için belirlediği tema 'Tütün Endüstrisi Müdahalesi'dir. Tütün bütün dünyada en sık görülen ölüm sebebidir ve günümüzde her 10 yetişkinden birinin ölümünden sorumludur. Sigara, her yıl 600 bin pasif içici olmak üzere, yaklaşık 6 milyon insanın ölümüne yol açıyor. Gerekli tedbir alınmazsa bu sayı 2030 yılında 8 milyona ulaşacak. Bu büyük bir tehlikedir. Bu yüzden tiryakilerin sigarayı bırakmaktan başka çaresi yoktur" dedi.

    2 Haziran 2012 Cumartesi

    Sezaryen doğumdaki büyük tehlike

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen ile yapılan doğumların yüzyılın hastalığı olan alerjiyi arttırdığını söyledi.


    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, alerjinin oluşumunda doğum şeklinin önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Sezaryen doğumların yüzde 50’den fazlasının anne isteği ile gerçekleştiğini ve bu doğumların çocuklarda astım görülme sıklığını yüzde 20 arttırdığını belirten Tabak, özellikle besin alerjisinin de sezaryen doğuma bağlı olduğunun altını çizdi. Normal yoldan doğan bebeklerin sezaryen ile doğan bebeklere göre daha az alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Tabak, “Normal doğum ile dünyaya gelen bebekler, ilk kez doğum kanalında mikropla tanışıyor ve doğdukları andan itibaren bağışıklık sistemini güçlendirmek için mücadeleye başlıyorlar. Sezaryen ile doğan, yani steril bir şekilde dünyaya gelen bebeklerde ise tam aksi oluyor” dedi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bilim adamlarının alerjinin artış nedenlerini araştırdığını, bu araştırmalardan en kapsamlısının “Hijyen Hipotezi” olduğunu, bu hipotezde bağışıklık sisteminin bir teraziye benzetildiğini belirtti. Tabak, bağışıklık sisteminin bir terazinin iki kolu gibi birbirinin aksi yönünde çalışan iki farklı sistemden oluştuğunu, bir kolun mikroplarla savaştığını, diğer bir kolun ise alerjik reaksiyonlardan sorumlu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bağışıklık sisteminin mikroplarla çok temas etmesinin alerjiden uzaklaşmayı sağladığını, tam tersi durumlarda ise mikropla ne kadar az temas edilirse o kadar alerjinin arttığını dile getirdi. Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen doğumun getirebileceği problemler açısından anneleri uyarırken, özellikle alerjik annelerin tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryen doğumu tercih etmemeleri gerektiğinin altını çizdi.

    Sigara 8 saniyede bir can alıyor

    Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nihal Başay, ortalama her 6-8 saniyede bir kişinin sigara yüzünden hayatını kaybettiğini söyledi.

    Başay, sigaranın içinde 4 bin adet kimyasal zararlı madde olduğunu belirterek, bunun en az 60 tanesinin kanserojen olduğunu söyledi.  Nikotin sigaranın içinde bulunan ve en kuvvetli bağımlılık yapan madde olduğunun altını çizen Başay, "Ayrıca sigarada nikotin bağımlılığını ve emilimini artıran pek çok katkı maddesi de vardır. Bağımlılık madde ile santral sinir sistemi arasında oluşan etkileşim sonucu o maddenin keyif verici etkisini sürdürmek ve yokluğunda oluşacak yoksunluk belirtilerini hissetmemek için o maddeyi sürekli ve periodik olarak alma isteğidir. Sigara içildikten yaklaşık on saniye sonra içindeki nikotin beyine ulaşır ve beyinden keyif verici bir madde salınır.Kişi kendini mutlu hisseder ancak bu saniyeler sürer ve kişi bu keyfi tekrar tekrar yaşamak için sürekli sigara içmek ister.Yapılan araştırmalar sonucu sigarayı bir kez deneyen 4 kişiden üçü bağımlı olur. Her içilen 1 paket, sigara içen kişinin hayatından 28 dakika eksiltir. Ortalama her 6-8 saniyede bir kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir" dedi. Sigaranın başta kanser olmak üzere pekçok hastalığın riskini önemli ölçüde arttırdığını ifade eden Başay, "Akciğer, meme, mesane, yemek borusu, cilt kanseri, felç, kalp krizi bronşit ve damar hastalıkları riskini artırdığı gibi, diş ve diş eti hastalıkları, kısırlık, erken menapoz, kemik erimesi, saç dökülmesi, cilt kırışıklıkları, göz hastalıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi pek çok sebebe yol açar. Sigaranın bırakılması ile kanser, kalp krizi, bronşit ve felç riski önemli ölçüde azalır. Sigara bırakıldıktan 2 gün sonra nikotin vücuttan tamamen atılır, öksürük ve hırıltılı solunum azalır, cilt rengi düzelir, kırışıklıklar azalır" diye konuştu. Sigara içen kişinin sadece kendisine değil, üflediği ve yanan sigarasından çıkan duman ile çevresindeki içmeyen kişilerede zarar verdiğini belirten Başay, "Sigara içilen bir evde yaşayan cocuklar daha fazla akciğer hastalıklarına yakalanırlar ve bu çocukların ileride kanser olma riskleri daha fazladır. Ayrıca bu çocukların zihinsel ve ruhsal sorunları daha fazla olmaktadır. Sigaranın çevre kirliliğine ve ekonomiyede büyük zararı vardır.Yirmi milyon içicinin günde en az 200-300 milyon izmarit attığı ve bununda çevre kirliliğine önemli katkı da bulunduğu bilinmektedir. Sigara dumanı ile oluşan kirli havayı ise hiç bir havalandırma sistemi tamamen temizleyemez. Sigara kullananların yaklaşık yüzde 70'i bırakmak ister, ancak sadece yüzde 5'i yardımsız bırakabilir. Sigara bırakmak için pek çok yöntem vardır, ancak bu yöntemlerin çoğu bilimsel olarak kanıtlanmış ve kabul edilmiş yöntemler değildir ve başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara bırakma tedavisi sırasında kişi davranışsal, psikolojik ve nörokimyasal destek almalıdır. Bu yüzden gerçekten bırakmak ve yardım almak isteyen içicilerin bu konuda eğitim almış uzman hekimlerden ve merkezlerden destek almaları gerekmektedir" dedi.
    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

    Sayfamızı Beğenmenizle
    Mutluluk Duyarız